bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2018 Çarşamba

21. Yüzyıl İçin 21 Ders


     Sevdiğimiz bir yazarı takip etmenin keyfi bambaşkadır. Homo Sapiens ve Homo Deus'un yazarı olan Yuval Noah Harari'nin, üçüncü kitabını henüz okumadım. Fakat yazarın Türkçede yayınlanan üç kitabını da okuyan dostum Murat Taşkın, üçüncü kitap olan "21. Yüzyıl İçin 21 Ders"  hakkındaki görüşleriyle Kumdan Sayfalar'da.  İyi okumalar.

     Ayrıca, Yuval Noah Harari'nin Homo Sapiens ve Homo Deus'una ilişkin yazdıklarımı okumak için tıklayınız.

                                     *                         *                            *



İç cebinde kitap taşıyabildiğim montlarım var. O cebe sığan kitapları yanımda taşımayı ve boş zamanlarımda okumayı çok seviyorum. Mont alırken, ceplerinden en azından birisi kitap taşıyacak kadar büyük mü diye kontrol etmenizi öneririm. 

Yuval Noah Harari
Yuval Noah Harari. Adını söylemek yerine, “Homo Sapiens” kitabını yazan adam var ya demeyi tercih ettiğim kişi. Üstüne “Homo Deus” da yazdı ama o kitap benim için “Homo Sapiens” etkisi bırakmadığı için kendisini Türkçeye çevrilen ilk kitabı ile anıyorum. 

İnsanlık tarihini merak ediyorum. İlk insan kaç yıl önce yaşadı ve bugünlere nasıl geldik sorusuna bilim ne diyor öğrenmek istiyorum. Kendisi, bu merakımı gideren bir yazar ve şimdiye kadar okuduğum yazılarında tarafsız ifadeler kullanması en çok hoşuma giden şey. 

Geçmiş ile bugünü karşılaştırmayı seviyorum. Daha iyi durumda mıyız yoksa işler kötüye mi gidiyor sorusunun cevabını sürekli arıyorum. Harari bu merakıma da kitapta yazdıklarıyla cevap oluyor.

‘Yakın geçmişte savaş ve katliamlar yüzünden milyonlarca insan ölüyordu. Yaşadığımız çağda şimdilik bu boyutta bir savaş yok. Aynı sayıda insan artık trafik kazaları yüzünden ölüyor. Yapay zekânın süreceği araçlar ile insanoğlu bu soruna da cevap bulacak. Peki, işsiz kalan şöförler ne olacak?

Eskiden açlık ve kıtlık yüzünden çok büyük kitleler hayatını kaybediyordu. Bu boyutta toplu ölümler yok. Artık aynı sayıda ölüm obezite ve benzeri sağlıksız beslenme sorunları yüzünden oluyor. 

Bugün en basit ilaç ile tedavi edilebilen hastalıklar yüzünden çok sayıda insan yakın dönemde hayata veda ediyordu. Yaşadığımız çağda ortalama yaşam ömrü uzadı ve genel olarak yaşlılık yüzünden ölümler oluyor.’

Harari’nin takipçisi olmamı sağlayan diğer bir özelliği de kendi vatandaşlarından din ve milliyetçilik konularında ağır eleştiriler almış olmasına rağmen fikrinden sapmamış olması. Rahatsız edici olmayan bir dil ile görüşlerini ifade etmiş. Aynı görüşte olmasanız bile farklı bir bakış açısını görmenizi sağlıyor.   

Bu kitabı okuyup severseniz önerim hemen peşinden “Homo Sapiens” kitabını da okumanızdır. Onu da sever ve peşine bir de “Homo Deus” eklerseniz, dünyaca ünlü bir yazarın Türkçeye çevrilmiş bütün kitaplarını okumuş olacaksınız. Sevdiğim yazarların bütün kitaplarını okumak gibi bir takıntım olduğundan dolayı bu yazıyı okuyanlar arasında da aynı meraka sahipkişilerin olabileceğini düşündüm.

Kitap içinde ilgimi en çok çeken konulardan birisi ile yazıyı sonlandırayım. ‘Yakın gelecekte, bir robot tarafından idare edilen aracınıza bindiniz. Yolda giderken aniden yolunuza birileri çıktı ve arabayı kullanan yapay zekanın yaptığı hesaba göre iki seçenek var. Yolunuza çıkanlara çarpabilirsiniz. Onlar ağır bir şekilde yaralanabilir veya ölebilir. Yâda onlara çarpmamak için yapacağınız bir manevrada siz ağır bir şekilde yaralanabilir yâda ölebilirsiniz. Böyle bir durum ile karşı karşıya kaldığında yapay zekâ neye karar verecek? Bildiğiniz gibi yapay zekâlar kendilerine ne öğretilirse ona göre hareket ediyorlar. Bu durumda yapay zekâya hangisini öğreteceksiniz? Buradan varılan sonuç şu. Arabanızı satın aldığınızda arabanın birçok modundan birisi, bu tarz kritik kazalarda “önce beni koru”, diğeri de “önceliği diğer canlılara ver” modu olacak. Bu durumda yakın gelecek felsefi tartışmalara çok açık olacak. Yazarın önerisine göre eğer işsiz kalma korkunuz varsa felsefe üzerine emek harcamanızda fayda var.’


Paylaştığım bu bölümde yazar, yakın gelecek ile ilgili gerçeğe çok yakın bir öngörüde bulunuyor. Bahsettiği sorun, belki de hiç gerçekleşmeyecek. İnsansız araçlar kullanılmaya başlandığında belki de hiçbir ağır yaralanmaya sebep olmayacak güvenlik önlemleri sağlanacak. Bunu yaşayıp göreceğiz. Burada benim ilgimi çeken yazarın bir düşünme yoluna açtığı kapı. Yakın geleceğin cazip meslek önerisi olarak felsefeciliği sunması, bana göre müthiş etkileyici bir final.
 
        Bir kitabı okuduktan sonra yazılanlarla ilgili sohbet ediyorsanız, kitap sizde güzel bir iz bıraktı demektir. İz bırakan kitapları bulmak güzel bir şans. Doğru kitap ile buluşma şansınız bol olsun. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. 

                                                                                               Murat TAŞKIN


28 Mart 2018 Çarşamba

Kozmik Bağlantı (Evren ve Biz)



     Carl SAGAN, bilimin popülerleşmesi ve her kesim tarafından ilgilenilmesine hayatını vakfetmiş bir bilim insanıydı. Sinemadan edebiyata bir çok alanda, bilimin konu edinilmesi için de elinden geleni yapmıştır. Arthur C. Clarke ile kankadır. Daha kimlerle kankadır da benim ilk aklıma gelen Clarke oldu. Dünya medeniyeti C.SAGAN'a çok şey borçludur. Aynı adlı kitabından uyarladığı Kozmoz adlı belgeseli, efsane halini almıştır. Bilim insanı Neil deGrasse TYSON tarafından güncellenerek yeniden gündeme gelmiştir. 

    Yakın zaman önce okuduğum Kozmik Bağlantı da aslında C.SAGAN'ın neden efsane haline geldiğine ilişkin iyi bir gösterge. Her ne kadar, kitapta yer alan bir çok bilimsel bilgi eskimiş ya da yanlışlanmış olsa da (ki bilim, esasen yanlışlanabilir olduğu için bilimdir ve bu konu, bizi bilim felsefesine götürdüğü için hemen parantezi kapatıyorum) C.SAGAN'ın, meraka, keşfetme arzusuna, sorgulamaya ve tabi ki bilime verdiği öneme dair fikrin, olumsuzlanması pek mümkün değil.



    Her ne kadar C.SAGAN tarafından popüler bilim kitabı olarak yazılsa da altyapısı olmayanlar için özellikle bazı bölümler hayli zorlayıcı olabilir. Bilimsel içeriğin yoğunlaştığı yerlerde ben esasen eskimiş bilgileri öğrenerek günceli ıskalama korkusu yaşadım. Neticede kitap, ilk baskısını 1973 yılında yapmış. 2000 yılındaki yeni bir baskıda kitaba sonsöz kısmı eklenerek, güncel bilimsel bilgilerle düzeltmeler yapılmış. 2000'den bu yana geçen 18 yıl, bilim ve teknolojinin ilerleme hızını da kıstas alırsak, çok uzun bir süre. 2020 yılında bir güncelleme daha gelse gayet yerinde olur. 

     Ben özellikle son üç bölüm olan 37., 38. ve 39.   bölümlerin kitabın özünü taşıdığını ve C.SAGAN'ın yaşama, bilime ve evrene dair vizyonunu yansıttığını düşünüyorum. Bu vizyonun kısa ve orta vadede eskimesi pek olası değil. Bilimle ilgilenmekten çekinmemek gerektiği ve bilimi yalnızca bilim insanlarına bırakmanın, insanlık açısından çok büyük bir kayıp olacağı, okuma yazma öğrendikten sonraki adımlardan en önemlisinin bilimsel bilgi merakı olması gerektiği mesajlarını vermeye çalışan C.SAGAN, işte bu merakın ateşinin, içinde hiç sönmediği insanlardan biriydi.